|
|
|
Genel: Avcılar İlçesi
27.05.1992 tarih ve 3806 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Küçükçekmece
İlçesinden ayrılarak Merkez, Denizköşkler, Ambarlı, Cihangir, Mustafa Kemal
Paşa, Firuzköy, Üniversite, Gümüşpala, Yeşilkent ve Tahtakale Mahallelerinin
birleşmesi ile kurulmuştur. İlçemiz 12.10.1992 tarihinde törenle hizmete
açılmıştır. Avcılar'ın tarihi
İstanbul'un tarihi ile özdeştir. 1912 Balkan savaşı sonunda eski Osmanlı
vatandaşı bir çok Türk Razgrat, Vetova
ve Pazarcıktan gelerek bölgeye iskan edilmişlerdir.
1960 yılından sonra bölgeye Anadolu ve Trakya’dan yoğun nüfus akımı olmuştur. Uzun yıllar Bakırköy
İlçesine bağlı kalan İlçemiz 04.07.1987 tarihinde Küçükçekmece İlçesine
bağlanmış,sonra da müstakil bir İlçe olmuştur. Avcılar İlçesi doğusunda Küçükcekmece Gölü ve K. Çekmece İlçesi, güneyinde Marmara
Denizi, batı ve kuzeyinde Büyükçekmece İlçesiyle sınır komşusudur. 39 km2
alan üzerinde kurulu olan İlçemizin İstanbul’a uzaklığı |
|
Tarihi
ve Coğrafi yapısı: Avcılar İlçemiz; doğusunda Küçükçekmece gölü ve Küçükçekmece İlçesi,
batısında Yakuplu ve Esenyurt beldeleri, kuzeyinde Bahçeşehir beldesi ve yine Küçükçekmece İlçesi; güneyinde
ise Marmara denizi ile çevrelenmiş ve yaklaşık
Tarih birçok yapıda nedense Küçükçekmece ve Büyükçekmece'den bahsetmemiştir. Osmanlıların Bizansı yenmesiyle İstanbul'un çevresine Türkler yerleşmeye başladılar. Türkler Büyük ve Küçükçekmece ye yerleşirken Gofla deresinin ağzına yerleşmek istemiyorlardı. Çünkü Türklerin eskiden beri tuttukları yol, tarım ve hayvancılığa dayandığı için bu balıkçı köyünde oturmak istemediler. Sarayın ve çevresinin yiyecek ve giyecek ihtiyacı çoğunlukla dışarıdan karşılanmaktaydı. Özellikle son yıllarda gemilerle getirilen mallar Küçük çekmece ve Gofla Deresine boşaltılıyordu. Rumların balıkçı köyünde, getirilen mallar için bir depoları vardı. Ambarın bekçiliğini de askeri bir komutan yapmaktaydı. Bu balıkçı köyü halkı, Yunan Krallığı'nın kurulmasıyla pek ilgilenmemişler, hatta 1877–1878 yıllarındaki Türk-Rum savaşında herhangi bir taraflı tutum içerisine girmemişlerdir. 1890 yıllarında Rum köprüsünün üst kısımlarına Mısırlı kaval Ali'nin mülk edindiğini görüyoruz. Bu şahıs buraya Aminagos adını vermiştir. Ancak burası fazla gelişmeden olduğu gibi kalmıştır. Bu çiftliğin ortasından geçen küçük bir yol gittikçe genişlemiş ve Küçükçekmece köprüsüne bağlanmıştır. Genişleyen bu yolun önemi gittikçe artmış ve Avrupa'ya bağlanan bir yola dönüşmüştür. Cumhuriyet sonrası devirde, 1924 yılında Ambarlı köyü Rumları 40–50 hane olarak Türkler ile değiştirildi. Rumlardan boşalan yerlere askeri ambarların yerleştirilmesi nedeniyle bu meskûn yere Ambarlı denildi. Buraya Türklerin yerleşmesiyle tarımcılık daha önem kazanmıştır. 30 Ağustos 1922 günü büyük zaferle sonuçlanan mücadelenin Lozan'daki sulh anlaşması tüm dünya milletlerince kabulünden sonraki dönemde, 1924 yılında Ambarlı köyü Rumları 40–50 hane olarak Türkler ile değiştirilmiştir. 1928 yılında 35 hanelik yeni bir göçmen grubu, Ambarlının kuzeyinde bulunan 12.000 dönümlük Amindos Çiftliği'ni satın alarak (şimdiki Avcılar) çiftliğin binalarına yerleşmişlerdir. 1934 yılında çiftliğin nüfusu artarak köy hüviyetini almıştır. 1924 yılında Rum Ahalisi'nin gitmesinden sonra Yunanistan'ın Selanik çevresinden Türkler getirilerek buraya yerleştirildi. Gelen Türkler Rum evlerine girdiler. Ve Rumların ibadet yeri olan kiliseyi 1928 yılında camiye çevirdiler. Buraya gelen Türkler balıkçılıkla uğraşmaya başladılar. Ambarlı köyünün İstanbul'a yakınlığı nedeniyle önemi gittikçe arttı. Çünkü ülkenin kalkınma seyri gittikçe artarken şehirlere yakınlık sebebiyle enerji ve petrol tesisleri kuruluyordu. Böylece İstanbul'un önemli bir enerji üretim merkezi olmuştur. 1938 yılından sonra Mustafa Kemalpaşa Mahallesi'nde askeri birlikler yerleşmiş ve uzun seneler burada kalmışlardır. Hatta o günlerde burada birde havaalanı bulunmaktaydı. Ambarlının tarihinin, önemli yerleri bir bir kaybolmaya başlar. Kiliseden döndürülen cami 1977 yılında karşısına yeni bir cami yapılarak yıkılmıştır. Ayazma ve Bizans zamanından kalan bazı kalıntılar bile yok olmuştur. Rumlardan kalan bazı evler bile yok edilmiş yerlerine beton yığıntılar yapılmıştır. Oysa 1950'li yıllarda sakin bir dinlenme yeri olduğunda Bal Mahmut adıyla anılan bir otel yapılmıştır. Bu yerin denizi, buraya ziyaret için gelen gemilerin pislikleriyle kirlenmiş, ayrıca kıyıları talan edilmiştir. Avcılar merkezine Bulgaristan'dan getirilen Türkler yerleştirildi.
Burası kısa zamanda büyük bir yerleşim merkezi oldu. Daha sonra burada
bulunan küçük çiftliklerin köy halini alıp yerleşim alanların çoğalmasıyla
buraya Avcılar denmiştir.
|
|
|